Anasayfa arrow Makaleler arrow Çeviri işi
Çeviri işi
Yazar Pınar   
çeviri işi Çeviri işi, meslek olarak çeviri yapmayan birçok insanın tercüme hakkında düşünebileceği her şeydir. Nihayetinde çeviri tercümanların yaptığı iştir. Bir çevirmen ayrıca bir iş adamıdır ve bu yüzden bu makale serisinde bakacak olduğumuz diğer tüm konulara da katılmalıdır. Şimdi kanuni çeviriyi en ince ayrıntısına kadar analiz edip ve hatta belki de tecrübeli tercümanların bile bir şeyler öğrenebileceği problemlerle karşılaşarak çok yakından inceleyeceğiz ya da makaleyi okurken aynı zamanda deneyimli tercümanların okuduklarını onaylamasını sağlayacağız.

ÇEVİRİ
 

Sayfa 1


Herhangi bir işe aldığınızda ilk yapmanız gereken şey faksla email ile ya da bir gece öncesinden gönderilmiş bir maille işin umduğunuz gibi olduğunu doğrulamaktır. Örneğin ben Japonyada olması beklenilen fakat aslında Rusyada olan birçok iş aldım ve bana şu anda hatırlayabildiğimden daha çok kez yanlış materyal gönderdiler. Sorumlu olduğun şeyleri yaptığına emin ol.
 

    Elindeki malzemenin doğruluğundan emin olduktan sonra, çeviriyi yapabileceğini temin etmelisin. Bu yalnızca konuyu destekleyecek gerekli bilgi ve kaynaklara sahip olduğun anlamına değil aynı zamanda işi verilen zamanda bitirip bitiremeyeceğin anlamına gelir. Ajansların,  işi almayı umdukları zamanda alamamaları kadar nefret ettikleri başka bir şey yoktur.( müşterilerini kaybetmenin dışında). Sakın çeviriyi geç teslim etme! Bunu daha önceden söylediğimi biliyorum, ama bu müşterilerin en büyük şikayetidir, bu yüzden tekrar söylüyorum: hiçbir zaman, hem de hiçbir zaman herhangi bir şeyi geç teslim etme! Eğer yazıya baktıktan sonra işi verilen zamanda yapamayacağını düşünüyorsan, ajansı ara ve bunu onlara söyle. Belki çalışma süresini gözden geçirirler ya da işin yalnızca bir bölümünü yapmanı isterler. İşin bir kısmının düzgünce ve zamanında yapılması işin tamamının geç veya yanlış yapılmasından kesinlikle daha iyidir.

     Genellikle ajanslar materyalin ne kadar uzunlukta olduğunu söyleyemezler. Şunu unutma ki seni çinde bir işe göndermeleri oradaki herhangi birinin o dili gerçekten kullanabildiği anlamına gelmez.(?) Eğer sana yaklaşık olarak bir sayı veremezlerse, onlara teslim tarihine karar vermeden önce materyalin tamamını görmen gerektiğini söyle. Eğer henüz ellerinde işin tamamı yoksa ki bu genellikle müşteriden dokümanın geri kalan kısmının gelmesini beklerken olabilir, o zaman kararlı fakat kibar bir şekilde onlara şu anda vereceğin herhangi bir tahminin daha sonradan değişime, büyük ihtimalle önemli bir değişime maruz kalabileceğini açıkla. Ajanslar bunu fark edeceklerdir, ya da bir kere onlara açıklayınca kabul edeceklerdir ve böylece senden kesin bir tahmin beklemekten dolayı mutlu olacaklardır. Ayrıca sayfa sayımını kabul etme, hepimiz biliyoruz ki masaüstü yayıncılık sayfa sayımının yararını azaltır.

     İşi zamanında yapabileceğinden emin olduktan sonra, tüm yapman gereken şey işi yapıp zamanında teslim etmendir. Birazdan teslimata geri döneceğiz, ama ondan önce çeviri yaparken ortaya çıkabilecek bazı genel problemlere ve kriz durumlarına göz atalım.

     Yeni başlayanlanlar için, hepimiz bilgisayarda çalıştığımız için, hard disk bozulması, cpu hatası, yazıcı ya da sürücü hatası, virüs ve hatta bilgisayarın çalınması bile yaşanabilecek gerçeklerdendir. Kendim de dâhil olmak üzere bu gibi sorunlarda çok fazla güçlük yaşayan birçok çevirmen biliyorum. Bu yüzden ilki ve en önemlisi, her gün yaptığın her işi yedekle! Eğer kötünün de kötüsü olursa, diski onlara gönder ve bırak onlar uğraşsın. Yedeklemenin en iyi nedeni senin işin senin gelirindir; parayı tehlikeli bir yerde tutmazsın, ondan aynı derecede kuşkuyu işin için de uygula.

   Bilgisayarın çalınsa bile ve en basitinden bu olay, işin teslim tarihinden bir gün önce olsa bile, her zaman spot mağazalardan bir tane kiralayabilmeli, ya da bir kırtasiyeye gidip oradaki bilgisayarları kullanmalı ya da en yakın bilgisayar mağazasından bir tane temin edebilmelisin. Herhangi bir arkadaşından bilgisayarını ödünç isteyebilirsin-ben zor durumda olan arkadaşlarıma birçok kez laptopımı ödünç vermişimdir.- ya da seni tanıyan bir okula gidip onlarınkisini kullanabilirsin. Ya da internet aracılığıyla bilgisayar satın alabilirsin ve ertesi günü eline geçmesini sağlarsın, böylece 48 saatten daha fazla bilgisayarsız kalmamanın daha az özrü olur.

   Çevirmenlere zor anlar yaşatan diğer büyük sorunlar orijinal tekstin kendisinden kaynaklanan sorunlardır. Bunlar terimler, orijinal belgenin çıktı kalitesi, şive ve lehçe, yeni kelime ve orijinal yazının kalitesi gibi problemlerdir.
 

Teoride terminolojik problemler, sözlükten bakılarak çözülebilir. Ama eğer çok teknik bir alanda çeviri yapıyorsanız, ya da yeni bir materyalle çalışıyorsanız, hedef dilinizde henüz yer bulmamış kelime ve kelime kalıplarıyla karşı karşıya kaldığınızı fark edeceksiniz. Bu konuya nasıl çözüm getireceğinizi müşterilerinizle tartışmak en iyi yöntemdir. Size kendi kelimelerinizi oluşturmanız için tam yetki verebilirler ve daha sonra editörlerine sizin dille ilgili yaptığınız hataları düzelttirebilirler. Ya da size açıklayıcı bir sözlük verebilirler. Çözümü göz ardı edersek, terminolojiyle başa çıkmak bir tercüman olarak sizin sorumluluğunuzdur ve bundan kaçınmayın. Düzgün terminoloji, müşteri için iyi bir yazım tarzı ve noktalamadan daha çok önemlidir.

   Orijinal metnin çıktı kalitesi, kaynak yazı Çin veya Japonca gibi bir dil olduğunda önemli bir sorun yaratmaktadır ve fax makinelerinin varlığı avantajları ve dezavantajlarıyla tercümanları çileden çıkarmaktadır. Müşterinin ajansa gönderdiği faksın fotokopisini aldığında, hiyeroglif uzmanlarının çalışırken ne hissettiklerini anlayabilirsin.

   Tercümanlar kaynak yazının temiz, etkili, okunaklı ve uyumlu bir kopyasını talep etmekte haklıdırlar. Fakat böyle olduğunda bile, temiz kopya el yazısının okunabilir olduğunu garantilememektedir. O zaman ne yapılabilir? Peki, dediğimi yapın: yapabileceğin en iyi şekilde teksin üzerinde uğraş, arkadaşlarına göster ve onların yardım edip edemeyeceğini sor ve teksi yazan insanla konuşmaya çalış. Eğer bunların hiçbirisi işe yaramazsa, ajans teksin okunamayan kısımları için genellikle oldukça anlayışlıdır. Onlara bu konu hakkında açıklama yaptığına emin ol ve çevirinde okunamayan bölümleri nasıl not etmeni istediklerini sor.

    Deyimler ve lehçe, dilin eğlenceli taraflarından biridir fakat aynı zamanda çevirinin de zorluklarındandır. Çevireceğimiz dili ana dili olarak kullanan insanlara güvenmenin, deyimlerin veya lehçelerin özüne ulaşabilmenin tek yolu olduğunu buldum. Ana dili İngilizce olmayanlara amerikan deyişleri ve lehçeleri hakkında açıklamalar yaptım (evet bizim dilimizde lehçeler var yoksa neden american english regional sözlüğü ben de bulunurdu ki?) ve bunun karşılığında onlar da bana benim B dilimdeki onların ana dillerindeki deyişleri ve kalıpları anlamama yardımcı oldular. Yeni kelimecilik ancak bu yöntemle halledilebilinir. Sana terminolojik bir sözlük türü tutmanı, belirli şirketlerin resmi çevirilerini ve devletin çevirileri ile deyim lehçe ve yeni kelimeciliklerin güzel çeviri örneklerinden bazılarını saklamanı şiddetle tavsiye ederim. Bunu basit bir kelime bazında sıralanmış bilgisayar dosyasında yapman, çok gelişmiş bir veritabanı çevresinde yapman veya emek harcanmış terminolojik bir program da sunman sana bağlı bir şey, fakat topladığın değerli bilgilerin hepsiyle bir şeyler yap!

   Son olarak, yazının orijinalindeki kalitesi. Çeviri dünyasında herkesin şu anda çok iyi hatırladığı yazılı olmayan bilinen bir gerçek vardır: çeviri hiçbir zaman orijinalinden daha iyi olamaz! Eğer orijinal metin uyumsuz mantıksız ve saçma sapansa, o zaman çeviri de aynı şekilde olur. Eğer kaynak metin büyük bir edebiyat erdemine ve muhteşem bir bilgi akışına sahipse, çeviri de o derece güzel olur. Ana fikir şudur ki çevirmen hiçbir zaman orijinal metnin kalitesinin üzerine çıkamaz ve tercüman kullanan insanlar kötü bir çeviri için her zaman tercümanı suçlayamazlar.

Şimdi, çeviri yapıyorsun ve orijinal metin o kadar bozuk ki metni yazan insan bile metnin ne anlama geldiğinden emin değil. Ne yapacaksın? Benim çözümüm genellikle çeviride eşit değerde veya zayıf ifadeler yaratmaktır. Bu belki adaletsizce ve sorumsuzca görünebilir ama tercümanların ne için para verildiklerini ve işlerinin ne olduğunu düşünün. Tercümanlar bir dilden başka bir dile çeviri yaparlar. Orijinal metni baştan yazmazlar, metnin içeriğini veya tarzını geliştirmezler, kendi zeki fikirlerini ve orijinal ifadelerini ekleyemezler. Sadece çevirirler!

Sayfa 2



   Eğer tekst gerçekten anlaşılmanın ötesinde bir durumdaysa, yapılabilecek tek hareket müşteriyle irtibata geçmek ve teksi çevirip çevirmemeye devam etmek için karar almaktır. Bu yolla bir iş kaybediyor olabilirsin, ama büyük olasılıkla müşterinin güvenini kazanacaksın. Söyleyemeye bile gerek olmadan sonuncusu ilkinden çok daha değerlidir.

   Son olarak birçok ajans, tercümanlarının çeviri bakımından edebi ve dilbilimi dâhileri olmasını beklemiyor. Böyle dahiler mükemmel edebi hikâyeler yazar ve diğer yazarların harika edebi eserleri üzerine yorumlar yapar. Ajanslar hatadan yoksun kaliteli işler, teksten atlamalar ve zamanında teslimat bekler (aynı zamanda hak ederler) ne yazık ki duyduğuma göre bazı çevirmenler belirlenen süre içerisinde işlerini tamamlamaya ya isteksiz oluyorlar ya da yetersiz kalıyorlar. Eğer sen kendini işini zamanında ve kaliteli bir şekilde teslim edebilen bir tercüman olarak gösterebilirsen, daha fazla iş alabilirsin.

    Ve burada mümkün olduğunca en vurgulu şekilde dile getiriyorum: eğer bir şey çevireceksen, doğru yap. Çevirinde Hata, atlama, yazım ve noktalama yanlışı gibi problemler olmadığından emin ol ve ajansın talep ettiği zamanda işini teslim et. Eğer bunu yaparsan daha çok iş alırsın. Eğer yapmazsan, şimdi emekli ol ve kendini ve diğerlerini sıkıntıdan kurtar. Ajanslarla ilk kez irtibata geçerken unutulmaması gereken en önemli şey, her şeyin göz önünde bulundurulmasıdır. Onları, yetenekli ve sorumlu olduğun konusunda ve görüşmeleri ciddiye alarak kaliteli iş üretebilecek kadar işinin ehli olduğun konusunda ikna etmelisin.
 

TESLİMAT

     Proje tamamlandığında, teksi teslim etmelisin. Teslimat bazen elden yapılır. Ben iki müşterime o kadar yakın oturuyorum ki yürüyüp, diski bırakıp, yazıcıdan çıktısını alıp, faturasını verip birkaç dakika sohbet ettikten sonra eve dönüyorum. Bununla birlikte sizin de isteyeceğiniz gibi genellikle müşteriye göndermek zorundayız. Teslimatı nasıl yapacağın müşteriye bağlıdır, sana değil.  İşi kabul ettiğinde teslimin nasıl olacağı konusunda uzlaşmalısınız. Bunun değiştiği tek zaman bir; müşteri istediğinde, iki; sen istediğinde, üç; teknoloji işin içine girip de bbs web veya ftp sitesi doru düzgün çalışmadığında olabilir.

   Size bir hikâye anlatacağım. Bir akşam 200 sayfalık çok kısa bir iş vardı elimde ve benden yarın sabah ilk iş olarak çeviriyi ajansın bbssine yollamamı istediler. Çeviriyi akşam saat 8 civarında bitirdim ve hemen bbslerine yollamaya çalıştım. (problem olur diye çeviriyi mümkün olduğunca çabuk göndermeye çalışırım) ama bu bbs 24 saat açık bir bbs değildi, bu yüzden sabaha kadar bekledim. Daha sonra tekrar denedim ama bağlanamadım. Ajansı aradım hiç kimse cevaplamadı, fakat telesekreterin olduğunu fark ettim. O sabah bir görüşmem olduğu için zaten aceledeydim, bu yüzden çevriyi basitçe telefonda okudum ve telesekretere bir mesaj olarak bıraktım. Ajans o gün içinde daha sonra aradı, ofiste olmadıkları ve bbsyi kapalı bıraktıkları için özür diledi ve çeviriyi böyle almanın hiçbir şey alamamaktan daha iyi olduğunu belirterek bu değişik teslimat için bana teşekkür etti. Kıssadan hisse, yaratıcı olun ve işinizi zamanında teslim edin!
   

Müşteriye bir dosya gönderirken, internetten olsun ftp aracılığıyla olsun, modemden modeme gönderim olsun fark etmez, müşterinin istediği dosya adını kullandığına veya işin numarasını ya da baş harfleriyle hangi dil olduğunu belli eden yöntemleri kullanarak kullanışlı bir dosya ismi yarattığından emin ol! Örneğin Fransızcadan İngilizceye 31415 nolu çeviriyi “31415fr.doc” şeklinde kaydet ve teslim et. Dosya eklemeleri için de bunları kullan. İnternet eğer ne gönderdiğini ve ne aldığını biliyorsa, dosya transferleri sorunuyla daha etkili başa çıkar. Tıpkı bilgi gibi, internet, yolların ve yöntemlerin özel olmasına kısıtlama getirir. Yaygın kısaltmalar olarak word dökümanları için “ms word documents”, zengin tekst formatlı dökümanlar için “RTF” ve tekst dosyaları için de “.txt” gibi örnekler verilebilir.

Müşteri özellikle senden yapmanı istemedikçe bir dosyayı özetleme ve şifreleme! Alınan dosyayı zorlaştırmayı istemezsin. Ve e-maile eklenmiş dosyaların şu anda 2 mb boyutundan fazla olamayacağını unutma, bu yüzden eğer gerçekten sağlam bir dosya teslim etmek istiyorsan, dosyaları küçük parçalara bölüp de daha sonra her parçayı her bir maille birlikte göndermek zorunda kalabilirsin.    

Sayfa 3

   Ajansa çeviriyle birlikte faturayı da göndermelisin. Bazı ajanslar faturada ne istediklerini özellikle belirtirler, ama birçoğu dikkate almazlar. Eğer kendi faturanı oluşturuyorsan, her zaman isminin tamamını, adresini, telefon numaranı, şirketin ismini (eğer bir şirkete bağlıysan), faks numaranı, fatura tarihini, ajansın adını ve adresini, işin tanımını ve fatura miktarını yazmalısın. Eğer kelime üzerinden para verilecekse, kelime sayısını ayrıntılarıyla belirt ve toplamda kaç kelime olduğunu yaz. Eğer sana proje ücreti ödeniyorsa, bunu belirt. Kelime sayısı üzerinde takılıp kalma ve müşterinin kaynak veya hedef dilin sayımı konusundaki tercihlerine uy. Son olarak, kendi kayıtların için her zaman faturanın bir kopyasını elinde bulundur.    

Çevirinin teslimi, kendini iyi bir çevirmen olarak fark ettirebileceğin en güzel zamandır. Eğer mümkünse, işini biraz erken teslim edebilirsin ve bu gerçekten müşterilerinizi etkiler. İnternette veya dosyada herhangi bir sorun çıkabilir diye, işi erken teslim etmeye özen gösterin. Ve dosyanın gönderildiğini söylemek için proje yöneticinizle iletişime geçin. Çeviriyle ilgili uygun bilgileri vermenin yanı sıra, hem telefonda hem de çeviriyle birlikte gönderdiğim mailde, proje yöneticisine ve firmaya teşekkürlerimi sunarım. Lafın kısası, müşterilerin için hayatı kolay yaptıkça, bir dahaki çeviri işi için seni seçme olasılıkları artacaktır. PARAİş dünyasında tartışmada olan 5 kural vardır: 1-      Parayı tutabildiğin kadar uzun süre tut!2-      Parayı alabildiğin kadar kısa sürede al!3-      Hiçbir zaman ilk iki kuralı çiğneme!4-      Genellikle ilk iki kural önemlidir!5-     

Başka da kural yoktur!Maalesef ki, tercümanlar genelde kuralları uygulamak zorunda olan taraftır. Diğer bir deyişle, insanlardan parayı sen istersin, ama ev kirası ihtiyaçlar ya da araba ödemesi yapmadıkça insanlara para vermezsin. Bu yüzden ajans senin ücretini ödemeden önce bir süre beklemek zorunda kalabilirsin.  Ne kadar süre makuldür? Sen sor. Şartlara bağlıdır. Birçok anlaşma ajansın sana ne zaman ödeyeceğini şartlarına koyar. Bazıları 30 gün der, bazıları 45 gün der, hatta bazıları 60 gün bile derler. Bazen ödemeyi bir hafta gibi bir süre içerisinde yapabilen firmalar bulacaksın ama bu çok zor bir durumdur. Duyduğuma göre, hafta sonlarını eklersek veya çıkartırsak, mail yavaş giderse ve kontrol eden yazar oyalanırsa (herkesi etkileyen ama en çok da iş adamlarını etkileyen bir ağ sorunu ) faturadan başlayarak kontrol etmenin ortalama aldığı süre 40 gün gibidir.  

Bazen kontrol öyle çabuk olmaz. Senin yapabileceğin çok az bir şey olduğu için bu çok sinir bozucudur. Bununla birlikte ayaklarının üstünde tepinmek veya ajans temsilcilerine telefonda bağırmak sizin için yararlı bir şey olmaz.     Bu karmaşık para konusunu açıklığa kavuşturabilmek için kendi deneyimlerimden ve yöntemlerimden bahsedeceğim. Belki bana katılmayabilirsiniz ve paranızı ödemeyen ajanslara tepki mailleri göndermeyi tercih edebilirsiniz, ama ben yaptığım her şey için paramı almayı başardım ve aynı firmalarla ve organizasyonlarda çalışmaya devam ettim. Ayrıca şu da not edilmelidir ki direk müşterilerimden ödenmemiş faturaları toplamakta güçlük çektiğim kadar firmalardan da çektim. Bu yüzden sadece tercüme bürolarının böyle oyunlar oynadığı çıkarımını yapmayın. Ben paramı genellikle zamanında aldım ve diğer durumlarda da kontrol sadece birkaç gün gecikti.  

Ne kadar süre sonra endişelenmeye başlamalıyız? Bu senin görüşüne bağlı olarak 4 veya 5 hafta olabilir. Bununla birlikte iş dünyası açısından bakarsak bir ay hiçbir şeydir. Birçok kurum 90 gün içinde parayı ödemiyor, bu yüzden ajansınız sizin paranızı ödedikten sonra kendi paralarını almak için uzun süre bekleyebilirler. Ajans özellikle farklı bir şey belirtmedikçe, benim düşünceme göre orta yol 60 gündür.Bir yandan eğer firma on gün içerisinde paranızı ödeyeceklerini söylerse, o zaman on gün içerisinde ödemenin olmasını ummakta oldukça haklısınızdır. Eğer paranızı alamazsanız, aşağıdaki önerileri takip edin.   Birçok ajans parayı ödemelerinin ne kadar zaman alacağını oldukça kesin bir şekilde belirleyebilir. Verdikleri tarihi bir deftere, tabloya ya da faturalama makinesine (ben de bir tane var, çok güzel bir şey) girebilirsin. Ve daha sonra da o bekleme süresi geçene kadar o parayı unutmalısın.  

Şimdi diyelim ki Joe tercüme bürosu seninle kelime başına $0.10 dan 10.000 kelimelik metin çevirisi anlaşması var. Ve bu anlaşmaya göre fatura tesliminden 45 gün sonra ücretinin ödeyecekleri yazıyor. Ağustosun 1inde işi tamamladın, faturayı teslim ettin ve Eylülün 14 üne kadar bekledin. Fakat paran ödenmedi. Şimdi ne olacak?   İlk olarak sakın panik yapma. Sırf paran zamanında ödenmedi diye ne galaksi patlar ne de medeniyet çöker. Paranın sana 14ünde neden ulaşmadığını açıklayabilecek birçok neden olabilir. Örneğin, paranın teslimatında amerikan mektup sistemi kullanılmış olabilir. Bir keresinde bizim postacının eski adresimden yeni adresime bir çek getirmesi 3 hafta sürmüştü. (birkaç yıl önce üç blok öteye taşındım.) Joe tercüme bürosu belki çekleri 45. günde kesiyordur ve bir veya iki gün sonra gönderiyordur. Diğer bir deyişle, belirlenen tarihten 3–4 gün geçene kadar hiçbir şey yapma. Onlar için bir baş belası olmak istemezsin herhalde. En azından şimdilik.  

3–4 gün geçtikten sonra, artık harekete geçme zamanı gelmiştir. Onların sana karşı olan finansal sorumluluğunu hatırlatan güzel ve nazik bir mektup yaz ve ödemenin ne zaman gerçekleşeceğini sor. Orijinal faturanın kopyasını bir zarf içine koy ve Joe tercüme bürosuna gönder. Tüm yazışmaların bir kopyasını sakla. Zor bir durumda kalırsan işe yarayabilirler.       Bunun gibi bir mektup isteğimizi yerine getirebilir. 10 durumdan 9unda ajansın mektubu alır almaz geri aradığına, resmi bir şekilde özür dilediğine, herhangi bir kötü niyet amaçlanmadıklarını paramızın kötü amaçlar doğrultusunda kullanılmadığını temin etmesine, paramızın hemen gönderileceğinin söylenmesine şahit oldum. Ve sonra sen de paranı alırsın, en azından ben almıştım. Bununla birlikte eğer mail atamayacak kadar sabırsız ve sinirliysen, bir telefon görüşmesi yapabilirsin. Proje müdürüyle veya muhasebe bölümüyle konuşmaya çalış,  sonra da konuştuğun insana ödenmemiş fatura hakkında endişelendiğini belirt. Sakin, sabırlı ve kibar ol; birçok durumda gecikmenin nedeni ya yavaş gelen maildir, ya bürokratik işlemlerdir ya da diğer küçük problemlerdir. 

  Eğer mektup gönderirsen,  mektubu alıp cevap yazabilmeleri için 3–4 gün kadar izin vermelisin. Eğer ajansla iyi bir ilişkiniz varsa ve şirketle ilişkinizin zedelenmesinden korkmuyorsan, ara ve mektubun ellerine geçip geçmediğini ve ne umduklarını sor. Kibar ve cana yakın ol, ama aynı zamanda somut bilgi iste. “evet, yakında size gönderecektik”, “kusura bakmayın, paranız bizim karşı sokaktaki muhasebe bürosundaymış” gibi saçma cümlelerle konuşmanızın bitmesine izin vermeyin. Eğer suçu karşı caddedeki muhasebe bölümüne atmaya çalışırlarsa (ki bu çok saçma, genelde tüm ajanslar tek bir ofisten yönetilirler.), oranın tam adresini ve görevli konumunda kişinin adını öğren. Kendini bilgiyle donat.   Eğer ilk mektuptan sonra belirtilen zamanda paranı yine alamadıysan, benzer bir mektup daha yaz ve bunun ikinci mektup olduğunu, ortada neler döndüğünü bilmek istediğini ve şu şu tarihte, şu şu zamanda tekrar arayacağını vurgula! (onlara mektubu alabilmeleri için zaman tanı) bunu aynı zamanda faksla da yapabilirsin ama mektup daha iyidir. Sonra ara ve kibarca ne olduğunu öğrenmek istediğini söyle. Proje yöneticisi veya sekreterle değil, muhasebeden sorumlu olan adamla konuştuğuna emin ol! Konuşmak için en uygun insan, çekleri yazan ve imzalayan insandır. (bazen farklı insanlar olabilir.) onlar ne olduğunu bileceklerdir; diğerleri halkanın dışında kalanlar olabilir. 

  Bunlar 99% paranın ödenmesini sağlayacaktır. Şimdi kalan 1%lik oranda. Eğer Joe tercüme bürosu ikinci mektubun ve ikinci telefon görüşmenden sonra hala seni görmezlikten geliyorsa, son mektup için zaman gelmiş demektir. Bu mektupta, paranın ne zaman ödeneceği ya da şimdiye kadar neden ödenmediği hakkında herhangi bir açıklama sorma. 10 gün içinde herhangi bir cevap alamazsan,(10, iş dünyasında Standard sayıdır. Eğer tatil yaklaşıyorsa bu süreyi biraz daha uzatabilirsin.) aşağıdakileri uygulayacağını kesin ve ciddi olarak vurgula:-        

  Kendi eyaletindeki BBB’yle ve Joe Tercüme bürosunun bulunduğu eyaletteki BBB’yle irtibata geçmek,-          Tercümanlar için kurulan tüm profesyonel kurumlarla irtibata geçmek,(örneğin: ATA, NCTA vs.)-          Bulabileceğin her tercümana Joe Tercüme Bürosunun tercümanlarının paralarını ödemediğini söylemek, (internet aracılığıyla, www.infinit.net/harining/)-         

Joe Tercüme Bürosuna karşı yasal işlemlere başlamak,   BBB, birçok profesyonel organizasyonların da yapabildiği gibi Joe Tercüme Büroları gibi sorumsuz ajanslarla başa çıkmakta oldukça yardımcı olabilir. Dahası, güçlü bir boykot tehdidi bu firmayı korkutabilir. Çünkü firmaların tercümanlara, tercümanların da firmalara ihtiyaçları vardır. Özellikle asliye mahkemesine başvurursanız, yasal yolların masraflı olmasına rağmen paranızın bir kısmını alabilirsiniz.    Yukarıdaki paragraf, yazışmalarınızın ve sözleşmelerinizin birer kopyasını bulundurmanın önemini açıklamış olmalı. Onlar sizin kanıtlarınız olacak. Normalde Joe Tercüme Bürosu, BBB ile veya avukatla temasa geçmeden çok önce paranızı ödemiş olacaktır. Maalesef ki bazı durumlarda, ajanslar sizi müşkül durumda bırakarak işle uğraşmayı bırakıyorlar. Bu çok sık olmaz fakat ajans 11. bölüme girerse, paranın hiçbir zaman ödenmeme ihtimali de söz konusu.

   Bu hikâyenin ana düşüncesi ise kayıt tutmak, ısrarcı fakat sabırlı olmak ve pes etmemektir. Bunun yanında, hemen hemen bütün durumlarda paran zamanında ödenecektir.   Peki ya anlaşılan meblağ ödenmezse? Siz büyük ihtimalle yeterli ücretin verilmediğini sanacaksınız. Fakat bana bir keresinde çok fazla bir miktar ödendi ve hatta bir iş için de 2 kontrol aldım. İş ahlakı üzerine olan dersi çıkaracağım ve basitçe şunu söyleyebilirim ki eğer ödememde herhangi bir tutarsızlık varsa, bu benim yararıma da olsa ajansın yararına da olsa her zaman firmayı bu konu hakkında bilgilendiririm. Her zaman mantıklı bir açıklamaları vardır. Bunlardan en yaygın olanı ise sözcük sayımıdır.   

Eğer varsa bile çok azımız bir belgedeki kelimeleri kendimiz sayarız. Onun yerine sözcükleri saymak için kelime işlemcisi kullanırız. Sizin de muhtemelen fark ettiğiniz gibi, piyasadaki her kelime işlemcisi 10%a kadar çıkabilen farklılıklar gösterebilir. Çoğu ajanslar sizin kelime sayınızı kabul ederler ama bazıları kabul etmezler ve kelime sayımı için kendilerininkini kullanırlar ve o sonuca göre ödeme yaparlar.(maalesef genelde en düşük kelime sayısını veren hesabı kullanırlar.)  Birkaç yıl önce çalıştığım bir ajans, word6 sürümü piyasaya çıkalı hemen hemen 2 yıl olmasına rağmen word 5.1i kullanmaktaki ısrarına devam etti. Beklediğim miktarın 10%u altında bir çek gönderilince, ne olduğundan şüphelenerek onları aradım. Saygısız ve suçlayıcı olmadan, hala wordün 5.1 sürümünü kullanıp kullanmadıklarını sordum. Evet diyince, word 5.1 sürümünün kelimeleri 10% az veya diğer kelime işlemcilerinin gösterdiği sayının altında göstermek gibi bir namı olduğunu kısaca açıkladım. Bunun yanında insanlar ajansların bu modası geçmiş kelime işlemcisini, masrafları azaltmak adına kullanmış olabilecekleri gibi bir sonuç çıkarabileceklerini açıkladım. Bunun üzerine ajans word 5.1 ile word 95 arasındaki bana yansıyan farklılığı çözmeye karar verdi ve benim daha sonrasında yaptığım tüm kelime sayımlarında word 95 kullandı. Diğer bir deyişle, böyle durumlarda kibar ve mantıklı olun ve doğrulanabilir gerçeklere bağlı kalın. Eğer kuşku duyduğunuz bir şeylerin olduğundan şüphelenirseniz, herhangi bir suçlama yapmadan, dolaylı yollarla anlatmaya çalışın. Bu tip şeyleri kontrol etmeye zorlandığım bazı durumlarda, bu tarz benim çok işime yaramıştı. Böyle bir şeyi yapmaya asla ihtiyacın olmamasını umsam da, bu senin de işine yarayacak. AJANSLARI KAZANMAK VE ONLARI ETKİLEMEKNeden bazı çevirmenler birçok işe sahip gibi görünürken diğerleri bilgisayar başında parmaklarıyla oynar? Neden ajanslar diğerlerinin arasından belli tercümanları seçerler? Ve sen bir çevirmen olarak, ajanslardaki şansını nasıl arttırabilirsin?Bu makaledeki ve gelecek makalelerdeki sorumlu dürüst ve profesyonel olmakla ilgili tüm öneriler ve tavsiyelerle birlikte, yapabileceğin birkaç şey daha var. Bunlar; 

  İlk olarak ajanslara mektuplar gönder ve onlara var olduğunu ve sektörde aktif olduğunu hatırlat. Yeteneklerin, donanımın ve diplomaların hakkında onları sürekli bilgilendir. Onları ara ve oradakilerden birisiyle bir süreliğine konuş. Eğer ziyaret edebilecek kadar yakınsan, ziyarete git. Unutma para kazanabilmek için para harcamak zorundasın.   İkinci olarak, diğer tercümanları tanımaya çalış ve sen iş alamadığın zaman onları tavsiye et. Sen işi yapamasan da, ajans bunu takdir edip senin iyiliğin olarak düşünecek.( tabi ki tavsiye ettiğin insanların işini iyi yapması gerekli; kötü tercümanları önerme.) Diğer tercümanlar da büyük olasılıkla aynısını yapacaklar; ha eğer yapmazlarsa, sen de tekrar onları tavsiye etmezsin. İşte dost canlısı ve açık olmak belli bir noktaya kadar iyi bir yöntemdir. Ama sana iyi olmayan insanlara karşı da iyi olmanı gerektirecek hiçbir sebep yoktur. Onlarla muhattap olmayı bırak ve senin açıklığını ve arkadaş canlılığını takdir edecek insanlar bul. Bizimkisi kısasa kısas işidir, böylece kuralların sana kazanç sağlamasına izin ver ;)    Üçüncü olarak, sektörde aktif ve ilgili ol. Makine çeviri sistemi ve bağımsız yükleniciler için değişen kanunlar gibi öncü akımların kaydını tut. Bugüne kadar hangi ajansın ne yaptığının kaydını tut ve senin yardımına ihtiyacı olabilecek insanlarla iletişim içinde ol.   

Önemli konuların farkında olmanın veya birçok mektup göndermenin önemli olmadığını söyleyebilir ve bunları küçümseyebilirsin. Bununla beraber, işe yarayacağına dair seni temin edebilirim. Ajanslar ciddi, bağlı ve sorumlu profesyonellerle çalışmak ister ve profesyonel olmak çevirmenlerin tercihine kalmış bir şeydir. Tabi ki tam tersi de doğrudur: tercümanlar profesyonel ajanslarla çalışmak ister, tek bir bireyle ve ya her gece gelen bir telefonla değil. Ve bu yüzden tam tersini düşün. Eğer bir tercümansan, bir ajansı nasıl yönetebileceğini düşün. Eğer ajansın bir parçasıysan, tercüman olarak çalışmayı düşün. Eğer şimdi anlamadıysan bile, yakında yeterince anlayacaksın.

 

 

Online Sözlük




Çeviri Haberleri